son 30 günde en çok ne okundu?

a etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
a etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2019 Pazar

bir zamanlar hollywood'da MÜKEMMEL OLMUŞ MU?



*QT: Quentin Tarantino
*TAT KAÇIRACAK, KEYİF BOZACAK: spoiler

"AŞAĞIDA OKUYACAĞINIZ DEĞERLENDİRME, TAT KAÇIRACAK KEYİF BOZACAK ŞEYLERİ BULUNDURMAMAK ÜZERE TARAFIMCA HAZIRLANMIŞTIR. ÇÜNKÜ BEN DE BİR QT SEVER OLARAK, FİLMİN MÜZİKLERİNİ BİLE ÖNCEDEN DİNLEMEDİM, YALNIZCA FİLMDE DUYABİLMEK İÇİN..."

bu film QT* tarafından, genel olarak ayak fetişistlerine özel olarak yapılmış bir film gibi. kadınlar için erkek ayağı, erkekler için de kadın ayağını bolca görebilirsiniz. ayak fetişiniz var ise ve QT filmlerine karşı özel bir ilginiz varsa, bu filme özellikle gitmeniz gerektiğini düşünüyorum. elbette yalnızca ayak fetişistleri düşünülmemiş demek isterdim ama, ayak fetişistlerinin çokça düşünüldüğünü belirtmeden geçemeyeceğim.

bunun dışında, 69'lar Hollywood'unu bilen veya bu hususta herhangi bir bilgiye sahip değilim. Yalnızca atmosfer açısından gerçekten Amerikan rüyasını hoş bir biçimde yansıtmış olduğu kanısına vardım ben filmi izlerken. zaten ben bu filmi genel olarak sanatsal açıdan değerlendirmek istiyorum özellikle. çünkü genel QT filmlerinde alışık olduğumuz kanlı sahneleri çokça görebileceğimizi söyleyemem. elbette ki var, ama örneğin bir kıyaslama yapacak olursam kill bill filminde/serisinde olduğu kadar kesinlikle değil. ya da the hateful eight.

oyunculuklara kısa kısa değinmek istiyorum. al pacino bu filmde konuk oyuncu tarzında böyle, çok görünen bir karakter değil. yani oyunculuk açısından çok değerlendirmek istemiyorum. örneğin hani, şu sahnedeki repliği mükemmeldi, şu sözü söylediği an yaptığı hareketler, bakışları muazzamdı tarzında bir şey belirtemem. çünkü o tarz bir diyalog içerisinde kendisini pek göremedim. ya da belki de benim sanat anlayışıma göre göremedim. diyaloglar açısından değerlendirmek gerekirse, kesinlikle en beğendiğim karakter leonardo di caprio oldu. gerek diyalog, gerek diyaloglarda yaptığı hareketleri, elini, kolunu, yüzünü kullanışı bana muazzam geldi, filmin en çekici yanlarından biri de bu oldu benim için. çok ileri bir yaşta değil elbette 44 yaşında. ama çok genç de sayılmazdı. yaşına göre vücudunu çok zorlayabilecek sahnelere girdiğini söyleyemem. ama kalitesini kesinlikle bu filmde yansıtmış olduğunu net biçimde söyleyebilirim. brad pitt filmde de leonardo di caprio'nun dublörünü oynadığından dolayı özellikle dövüş sahnelerinde daha çok etkindi ve diyaloglarda leonardo di caprio ne kadar mükemmel geldiyse, dövüş sahnelerinde de brad pitt tam o şekilde mükemmeldi. dövüş sahnelerinden kastım, dövüş sahnesi evet, izleyenler bilecektir. çok fazla yok. ama olan sahnelerde kesinlikle iyiydi. yapmacık bir hava yoktu, en azından ben göremedim. margaret qualley ismini daha önce sinemada çok duyan bir değildim. sinema ile de genel olarak ilgilenen biri değilim açıkçası, zaman zaman, özellikle QT filmleri olduğu zaman mutlaka izlerim. fakat onun dışında dediğim gibi ilgili değilim. muhtemelen de bu ismi duymama sebebim bu eksikliğimden olabilir. evet margaret qualley kesinlikle çok iyi oynadı. TAT KAÇIRACAK, KEYİF BOZACAK* bilgi sunmak istemiyorum kesinlikle. fakat zaten bu fragmanda da açıktı. margaret qualley ile brad pitt'in bulunduğu bir araba sahnesi vardı. küçük bir kesit. işte o sahnede özellikle muazzam oynadı. margot robbie filmde sharon tate karakterini canlandırsa da, açıkçası ben onu da oyunculuk açısından muazzam biçimde yer aldığını söyleyemem. çünkü genel olarak o da filmde kendisini genel anlamda zorlayacak sahnelerde bulunmadı ve diyalog açısından da yine çok da muazzam bir oyunculuk sergileyemedi çünkü bu tarz bir imkanı da olmadı. QT, filmde kendisini çok ön planda göstermemiş diyebilirim. bu da beni üzen bir kısım oldu açıkçası. yalnız yine fragmanda çok küçük de olsa görünen bir sinema salonunda bulunduğu sahne vardı, orada özellikle ayaklarına odaklanılması muazzam olmuştu diyebilirim. tabii QT farkı, bir yerlerde ortaya çıkmalı.



kamera kullanımında, özellikle araba sahnelerindeki kamera kullanımlarını çok beğendim. gerçekten bana kalırsa arabanın içinde yolculuk yapanlardan biriymişçesine bir hava içerisine aldı beni. sizlerde de bunun olabileceğin düşünüyorum. özellikle de bu sahnede genel olarak müzikler yer alıyor. istisna olan bazı sahneler hariç genel olarak araba sahnelerinde müzikler mevcut.

müzikler demişken de filmde gerçekten çokça müzik kullanılmış. müzik kulağımın çok mükemmel olduğunu söyleyemem ama, müzikler o dönemi yansıtması açısından bence güzel seçilmiş. mükemmel müzikler kesinlikle değildi bana göre, ama dönem açısından düşündüğümde gayet iyiler. fakat bunca müzik kullanmak yerine daha çok diyaloglara yer verilse bence çok daha iyi olabilirdi. diyaloglarda genel olarak leonardo di caprio'ya yoğunlaşılmış ve filmi bana göre leonardo di caprio sırtlamış gibi geldi ve beraberinde brad pitt, o da malum dövüş sahnelerinde. QT farkını görebileceğimiz o diyaloglar, kanlı sahneler maalesef bu filmde çokça yok. belli sahneler dışında. QT izleyenler kesinlikle bilirler ki, özellikle reservoir dogs ve the hateful eight filmindeki diyaloglar muazzamvariydi.

bu filmde QT farkını en net görebileceğimiz yer kamera açıları ve ayaklar. ayaklar QT için bir vazgeçilmez. bu filmde de bunu kesinlikle ortaya koymuş hemen hemen birçok sahnede mevcut. zaten özellikle ayak fetişistlerinin gitmesi gerektiğini söylemem de bu yüzden. onlar için bir şölen olacaktır.

puanlama kesinlikle yapmak istemiyorum. ben yalnızca filme dair yorumlarımı, izlenimlerimi, elimden geldiği kadar en TAT KAÇIRACAK, KEYİF BOZACAK şeyler olmadan anlatmak istedim. ki bunu yaptığımı da kesinlikle düşünmüyorum. QT severlerin gitmesi gerektiğini düşünüyorum bu filme. Önceki 8 filmi izlemiş biri olarak söylemem gerek ki, (Kill Bill filmi vol1-vol2 olsa da bir film olarak değerlendiriliyor) sanki QT havası gerçek anlamda çok yok gibi. Ben o önceki filmlerdeki havayı burada alamadım. tabii yukarıdaki belirtmelerim dışında. Ama gittiğim için elbette pişman değilim. çünkü dediğim gibi ben burada TAT KAÇIRACAK, KEYİF BOZACAK şeyleri anlatmadım, onlar içerisinde elbette beni tatmin eden sahneler oldu. siz de gidince eminim çokça seveceğiniz sahneler ve diyaloglar olacaktır.  fakat sizden tek dileğim beklentinizi o 8 filmin getirisinin üzerine katlayarak koymamanız. biraz düşürün hafif de olsa. o şekilde gittiğiniz takdirde beklentiniz karşılayacağını düşünüyorum.

güzel günler dilerim.

2 Haziran 2018 Cumartesi

sanat nedir, nasıl yapılır ve birkaç sanat önerileri

eğer aradaki iki şiirimi saymazsak, ki şiirin kategorisini ayrı gördüğümden ben saymamayı tercih ediyorum, 3 ağustos 2017 tarihinden sonraki ilk yazım olacak.

sanat nedir sorusunun cevabını ben vermeyeceğim, nasıl yapılır sorusunun cevabını da aynı zamanda ben vermeyeceğim. fakat birkaç önerdiğim sanat önerileri ile sizlere bunları sunmak istiyorum.

tdk böyle diyor mesela;
"Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım"

buradan da anlıyoruz ki, sanat belli bir uygarlığa ve topluluğa hitap ediyor, sizce doğru mu? hadi biraz bu anlama değinelim. 

belli bir uygarlık veya topluluk, peki bunu belli bir uygarlık veya toplum yerine belli bir düşünce yapısı olarak değiştirsek nasıl olur? ki doğrusu da bu olmaz mı? bunu anlamak açıkçası çok kolay youtube'a girin. herhangi bir video açın, sanatsal bir video. yorumlardan anlayacaksınız. bir kısım bunun sanat olmadığını söylüyor, diğer kısım ise gerçek sanatın bu olduğunu savunuyor. madem sanat aslında kişiden kişiye göre değişiklik gösteriyor, peki o zaman sadece düşünceden mi ibaret?

aslında sanat, kişiye hitap ediyor diyelim. yani; ben tiyatroya gitmekten zevk alırım fakat sen almayabilirsin öyle değil mi? sana göre sanat bile değildir hatta, bu senin görüşün evet. ama onlara hakaret edemezsin, bu işin ayrı boyutu. onlar orada görevini icra eden kişiler. onlar orada kendilerinin belirttiği şekilde "sanat yapmak" için bulunuyorlar. 

belli bir gruba ayırmak gerekirse, bir şehirdeki tiyatrocular yaptıklarına sanat, tiyatroyu sevmeyenler sanat olmadığını vurguluyor ve sevenler ise bunu yüceltiyor. işi yapanlarla beraber 2-1 olduğunu göre bunun sanat olduğunu söylemek mi gerek?

ilk insandan beri bu tür şeylerle uğraşılıyordu, fakat onlar buna sanat demiyorlardı pek. taşları yonttular kimi tabak yaptı, kimi kaşık, kimi bir tekerlek, kimi heykel. kaşık ve tabak yemek yemeye yarayan bir araç oldu. tekerlek ulaşımı sağlıyor. heykel? ona da sanat dendi işte. ama o zamanlar buna isim bulunamamıştı işte, sonraları bunun sanat olduğu vurgulandı. hayal gücünden çıktığı ileri sürüldü. bana kalırsa hepsi sanat? onlar da bunu hayal gücüyle yaptı değil mi?

heykeli yapan kişi de belki tabağın veya kaşığın sanat olmadığını savunmuştu, ki muhtemelen öyle olmuştur diye düşünüyorum...

evet biraz uzaklara gittik, hatta çok çok uzaklara, bunun farkındayım elbette. sadece sanat ile ilgili küçük bir görüş sunmak istedim. buraya kadar eğer dediklerimi toparlarsak, sanatın belli bir uygarlıkla ilgili değil de belli bir düşünce yapısı ile ilgili olduğu düşüncesine geldik. düşünceler her zaman farklıdır sonuçta değil mi?

şimdi tdk'nın bir diğer tanımı;
 "Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık"

ah, ne kadar hoş değil mi. "üstün yaratıcılık". bu tanımı gerçekten sevdim. sanat olması için, burada bize sunulana göre şunlar gerekiyor; "duygu, tasarı, güzellik" ve daha birçok şey...

bunun temelinde de güzellik konulmuş. peki güzellik nedir mesela, her sanat güzel midir? kanlı bir sanat olamaz mı? quentin tarantino ile ilgili yazımı okuduysanız ve ek olarak onun filmlerini izlediyseniz göreceksiniz ki, kanlar içinde bir film var. gerçekten öyle. ama bu filmin veya oradaki sanatın kötü olduğu anlamına gelmiyor. aksine bu adam her filminde hemen hemen birden fazla ödül alıyor. kanlı bir sanat, demek kanın içinde de güzelliği sunabiliyoruz.

sanat nedir sorusuna birden fazla cevap verebiliriz açıkçası, çünkü gerçekten sınırları çok geniş, hatta bir sınır koymak bile yanlış olur. bir ayakkabı tamircisinin yaptığı şeye kadar her şey sanattır, benim bakış açımda bu böyledir, çünkü o orada kendi işini güzellikle sunmak isteyen biri.

sanatın tanımına her ne derseniz deyin? kanlı sahneler, güzeli anlatmak, doğruyu anlatmak, bir sevişme sahnesi vs. herhangi bir şekilde ortaya bir sanat çıkarabilirsiniz. ama ben burada bu küçük yazımı, birkaç sanatsal video ile sonlandıracağım.



mesela bu bir sanatsal devrimdir.


bu da sanatsal bir devrimdir.



ve şahsiyet dizisi de öyle...