son 30 günde en çok ne okundu?

20 Haziran 2026 Cumartesi

iyiliğin özüne dair düşünceler


iyilik nedir düşüncesi geçenlerde aklımı kurcalayan bir soru işareti oluşturdu. bu düşünce bir sabah vakti, saat henüz 8 değilken geldi. içten içe düşündüm ve ona dair bir şeyler yazmak istiyorum.

iyilik dediğimiz şey içinde bir kere herhangi bir çıkar barındırmamalı, karşılık güdüsü asla olmamalı ve yaratıcı da dahildir buna. bunu şöyle açıklayayım. günümüzde insanlar iyiliği bazen, "ne olur ne olmaz yapayım günün birinde bu insanın bana bir faydası dokunabilir" algısı ile yapabiliyor, hatta belki de çoğu insan böyle yapıyor, ki buna iyilik dememeliyiz. bu sadece kendi çıkarlarımızı düşünmek adına yapılan bir eylem olur. ortada çıkar varsa da burada iyilikten bahsedemeyiz yahut benim bakış açıma göre bahsetmemeliyiz.

iyilik kelimesi Türkçe sözlükte bulunan ikinci anlamına göre "karşılık beklenilmeden yapılan yardım" anlamına geliyor. burada ne diyor çok açık, bir karşılık beklenmeyecek ama sonuç olarak bu karşılık insanlarla sınırlı da değil, yahut artık her neye inanıyorsanız, islam inancı mı, hristiyanlık mı. karma denilen kavrama mı vs her ne olursa olsun karşılık beklememek. şimdi dilimizde şöyle bir söz vardır.

"İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlik bilir"

bu atasözünü nasıl yorumlarız söyleyeyim. insandan bir karşılık gelmese bile Allah bilir ve karşılığını verir. direkt hiçbir şeyi karıştırmadan buradan çıkarılacak sonuç budur. bazı islam inancına sahip insanlar burada şunu diyebilirler elbette ki bir karşılık bekleyeceksek Allah'tan beklemeliyiz. başka kimden bekleyelim.

tamam da işte bu iyiliğin ruhuna, olayına aykırı işte. bundan bahsediyorum. elbette ki yaptığımız iyi davranışlar sonucu da Allah'tan veya yukarıda da belirttiğim gibi karmadan bir karşılık gelecektir. ilahi adalet kavramı var ise. ama bizim bir beklentide olma halimiz çıkar gütmemizi gösteriyor. çıkar gösteriyorsak da bu iyilik olamaz işte. sen iyiliğini yaptın değil mi. bırak  da gerçekten iyi bir insan isen buna karar vermesi gereken kişi ya da düzen karar versin de sana hayatında ona göre güzellikler sunsun. sen bir beklentide olma. küçük yahut büyük fark etmeksizin, sen bir iyilik yaptığını söylüyorsun beklentide olmamalısın.

iyilik yapacaksam kendim şu iki süzgeçten geçiririm. birincisi o iyilikten insan yahut yaratıcı anlamında bir karşılık bekledim mi. eğer beklediysem o iyiliği yapmaktan hemen vazgeçerim. çünkü yapsam da artık bu iyilik olmayacak. bu süzgeci geçirince bir de içten içe kendime şunu sorarım. peki burada kibir mi hissettim. yani tamam evet, ben karşılık beklemedim ama içten içe bir kibir oluştu mu. eğer oluştuysa yine o iyilik eylemimi yapmam.

iyilik gerçekten düşünüldüğü kadar basit değil ve olmamalı da. ben iyilik toplum içinde yapılır yahut yapılmaz işin orasını tartışmıyorum. kimse kimsenin düşüncelerini bilemez. kişi belki toplum içinde yaptığı iyilik ile senin yalnız başına yaptığın iyilikten çok daha saf şekilde iyilik yapmıştır. ben bunu değerlendiremem zira o insanın içini bilemem. benim süzgecim yukarıda belirttiğim iki süzgeçtir. o eylemim ikisinden de sorunsuz geçiyorsa o iyiliği yaparım ve geçerim.

yani öz anlatımla, iyilik sadece yapılır ve geçilir, iyilik sadece iyi bir şey yapmak adına yapılır ve geçilir. sözlük anlamında yazdığı üzere hiçbir şekilde karşılık beklemeden.

saygılarımla.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder