beklemek sözcüğünün hayatın bizzat kendisi olduğu düşüncesindeyim. bir çeşit azap. sürekli olarak bir bekleyiş halinde olmak, iyi şeyler olabileceğine dair bir düşüncede olmak ve sonrasının hüsran olması o işin azap halini daha da yukarıya çekiyor. peki beklemek eyleminin azaba dönüşmemesi ve sonunun hüsran olmaması için nasıl çabalamalıyız?
beklemek işini abartamadan yaşamak. elbette ki arzumuz yerine gelirse bir çeşit mutluluk hali olacak. sevineceğiz. belki çığlıklar atacağız(bkz: ben)
elbette ki hayatta bekleyişlerimiz olacak zira başta dediğim gibi hayatın kendisi beklemek. biz bu bekleyişi ne kadar abartılı yaşarsak sonu hüsran olduğunda o denli düşeriz ve biteriz. her ne kadar ruhsal anlamda iyi olmasam da hayatta iyi yapabildiğim sayılı şeylerdendir, çünkü beklemek sonundaki hüsranı çok fazla abartmadan deneyimliyorum. elbette üzülüyorum bir insan olarak. ama çok da umursamadan. bu hani böyle "umursamıyorum ya" deyip umursamak değil, gerçek manada "umursamamak". kendimi kandıramam, kendim inanmalıyım önce ki burada bir şeyler aktarabileyim.
günlük hayattaki beklentilerime karşı kendi tepkilerimi mümkün oldukça çok iyi gözlemlemeye çalışıyorum. gözlemlemelerim sonucunda şu sonuca vardım ki gerçekten bir şey olmadığında çok da üzülmüyorum. anlık belki bir hayal kırıklığı, ki bu da elbette olacaktır yani. ama anlık bir olaydır neticede. ben bir şeyler için çabalarım olur yahut olmaz. önemli olan, yani hayatı güzel kılan, anlamlı kılan da çabamız. elimden geleni yaptım mı? evet. o zaman çok da umursayamam yani elimden geleni yapmışım ve olmamış.
konunun özünü toparlayacak olursam ilk olarak bu bekleyişi abartmamalıyız dediğim gibi. peki abartmamak nası olmalı, yani hayattaki her bir şeyimizi de o beklentinin sonucuna bağlamamalıyız. iki ihtimal var neticede olur yahut olmaz. elbette evrene güzel enerjiler gönderelim olması yönünde, mümkün oldukça çabalayalım vs. ancak ortada bir diğer ihtimali de unutmayalım. zira diğer ihtimali hiç düşünmezsek, işte o zaman başta dediğime geliriz ve bekleme eyleminin sonu çok fena bir azaba dönüşür.
burayı gerçek anlamda zihnimizde tamamlayabilirsek, zaten beklemenin sonucu ne olursa olsun çok da sizi üzmeyecektir. hiç üzmez demiyorum bu biraz insanüstülükçesine bir davranış biçimi olur. onu da herkes yapamaz, belki de insanlığın çok büyük bir kısmı yapamaz. zaten bu konulara önceden de değindim hayatın içinde hüzün de var mutluluk da. bazen hüzünler birikir birikir ve birikir, öyle birikir ki taşma noktasına ulaşır. o tam taşma noktasına ulaştığı an mutluluk sizi bulduğunda mutluluk çığlıkları belki de mutluluk göz yaşları ile karşılık verirsiniz tüm hüzünlere karşı.
saygılarımla.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder